12-16 Ocak 2026: Bilimsel Teknolojik Gelişmeler

Haftalık “bakın ne kadar gelişiyoruz ama aslında hala aynı sorunlarla boğuşuyoruz” bültenine hoş geldiniz. 12-16 Ocak 2026 tarihleri arasında bilim dünyası, sanki dünyada her şey yolundaymış gibi davranmaya devam ederek bizleri yine şaşırtmadı. Gelecek geldi, ama uçan arabalar yerine hala şarj aleti arıyoruz.

Uzay: “Dünya’dan Kaçış Denemeleri” ve Sıkıcı Kaya Parçaları

SpaceX’in Crew-11 tayfası, 167 gün boyunca Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) birbirlerinin yüzüne baktıktan ve muhtemelen yerçekimsiz ortamda tuvalet sırası kavgası ettikten sonra 16 Ocak’ta nihayet Dünya’ya döndü. Tebrikler! Haftalarca konserve yiyip, tıp dünyasına “kristal yapılar” kazandırmak için onca zahmete katlandılar. Kapsülden inip Houston’a vardıklarında o tanıdık egzoz dumanını ciğerlerine çektiklerinde “Keşke yukarıda kalsaydık” dediklerine eminim ama kanıtlayamam.

Bu arada NASA’nın pahalı oyuncağı James Webb Teleskobu, sanki evrenin geri kalanı bitmiş gibi Asteroid 2024 YR4 adlı bir gök cisminin peşine düştü. NASA, “Kimyasal yapısını ilk kez bu kadar net göreceğiz” diye heyecanlanıyor. Harika. Üzerimize doğru gelme ihtimali olan bir kayanın içinde tam olarak hangi minerallerin bizi ezeceğini bilmek içimizi çok rahatlattı.

Kaynaklar:

Yapay Zeka: Evimizdeki Pahalı ve Yargılayıcı Dostlarımız

CES 2026 bitti ama yarattığı kafa karışıklığı geçmedi. Teknoloji devleri, evde peşimizde dolaşıp bize ne kadar yetersiz olduğumuzu hatırlatacak yeni “sadık dostlarımızı” piyasaya sürmeye başladı. Samsung’un sarı topu Ballie ve LG’nin insansı CLOiD‘i… Temel işlevleri? Evin ışığını kapatmak (bunu ben de yapabiliyorum) ve size “Bugün çok yorgun görünüyorsun insan!” demek. Teşekkürler LG; aynaya bakınca ben de fark ediyorum, bunu yüzüme vurması için binlerce dolarlık bir metal yığınına ihtiyacım yoktu.

Hele o Lockheed Martin’in “AI Fight Club™” meselesine ne demeli? Jetleri otonom olarak birbirine kırdıran bir yapay zeka yapmışlar ve buna bir de ticari marka (™) almışlar. SkyNet’e giden yolda taşları döşerken kurumsal kimlik çalışmasından ödün vermemeleri gerçekten takdire şayan. Robotlar dünyayı ele geçirdiğinde en azından havalı bir logoları olacak.

Kaynaklar:

Batarya ve Sağlık: “Gümüş Kaplama” Hayaller ve Geç Gelen İtiraflar

Malzeme bilimi de boş durmadı. Bilim insanları katı hal bataryalarını gümüşle kaplamayı akıl etmişler. Neden? Çünkü bataryalarımız çatlamasınmış. Artık telefonunuzun şarjı yine bitecek ama en azından bataryanızın içinde nano ölçekli gümüşler olacak; adeta bir aristokrat gibi fakirliği yaşayacağız. İşin şakası bir yana, şarj ömrünün iki katına çıkması demek, sosyal medyada ömrümüzü tüketmek için iki kat daha fazla vaktimiz olacağı anlamına geliyor.

Tıp dünyasında ise statinlerin (kolesterol ilacı) neden kas ağrısı yaptığı on yıllar sonra nihayet çözülmüş. Yıllardır “Doktor bey, ilacı içince her yerim dökülüyor” diyen hastalar sonunda “Biz demiştik” deme hakkını kazandı. Bilim, hastanın şikayetini 20 yıl sonra laboratuvarda onaylayınca bir başka tatlı oluyor.

Kaynaklar:

Türkiye’nin Teknoloji Karnesi: Gri Şehir vs. Kaos Şehri

Yerel gündemimizde ise Ankara Sanayi Odası (ASO) bir rapor açıkladı: Türkiye’nin teknoloji üretim üssü Ankara! İstanbul ise ikinci. Ankaralılar için “Gri memur şehri” imajından kurtulmak için harika bir fırsat; artık “Yüksek teknoloji üreten gri memur şehri” diyebiliriz.

İstanbul’un ikinci olması ise başlı başına bir mühendislik mucizesi. O trafik, kaos ve kalabalık arasında insanların işe gidip bir de teknoloji üretebilmesi gerçekten inanılmaz. Muhtemelen bu başarı, metrobüste Asya’dan Avrupa’ya geçerken ayakta kod yazabilen o kahraman yazılımcılar sayesinde elde edildi.

Kaynaklar: