

İzmir’in 12 Ocak 2026 sabahına uyandık. Her şey o kadar “istikrarlı” ve “öngörülebilir” ki, insan bazen takvimin gerçekten değişip değişmediğini kontrol etmek zorunda kalıyor. İşte vizyonun, dramın ve bitmek bilmeyen “Ege usulü” tartışmaların harmanlandığı o muazzam tablo:
Opera mı? Bitmeyen Bir Senfoni mi?
İzmir siyasetinin en sevdiği spor olan “topu taca atma” disiplininde bugün de zirvedeyiz. Mavişehir’deki o meşhur Opera Binası, hani şu yıllardır iskeletiyle modern sanata selam çakan yapı, yine gündemde. Büyükşehir ve ilçe belediyeleri arasında mekik dokuyan sorumluluk tartışmasına muhtar da dahil oldu: “İlçe belediyesine yüklemeyin” diyor. Haklı; koca opera binasını ilçe bütçesiyle bitirmeye kalksalar, herhalde 2050’de ilk perdeyi ancak açabilirler. Şehirde arya beklerken, yine karşılıklı atışma dinliyoruz. Sanatsever İzmirliler şimdilik inşaat demirlerinin rüzgardaki ıslığını dinlemekle yetinmek zorunda.

Para Çok Ama Beğenen Yok: 72 Bin 500 TL “Krizi”
İZDOĞA’da sendika, bankanın sunduğu 72 bin 500 TL’lik promosyon teklifini “elinin tersiyle” itti. 2026 Türkiye’sinde rakamlar o kadar uçtu ki, artık kimse milyarları konuşmadan masaya oturmuyor sanırım. İşçi haklı; bu enflasyon hızıyla o para muhtemelen yarın sabah fırından iki boyoz almaya anca yetecek. Bankalarla belediye arasındaki bu köşe kapmaca, yakında “promosyon yerine altın günü mü yapsak?” noktasına gelirse şaşırmayız.
Ekonomik Mucize: Sütü Bedavaya Yakın Üretme Sanatı
Ulusal Süt Konseyi’nden dev hizmet: Çiğ süt fiyatını 22,20 TL olarak açıkladılar. Küçük bir detay var; üreticinin maliyeti 27 TL bandında. Yani süt üreticisine “lütfen ürettiğin her litre için cebinden 5 lira ver de içelim” diyorlar. KÖY-KOOP haklı olarak isyanda ama olsun; biz markette kutu sütü 80 liraya alırken bu 5 liranın nereye gittiğini sormayı çoktan bıraktık. İnekler de muhtemelen yakında sendikalaşıp greve gidecektir; bu şartlarda süt vermek tam bir hayırseverlik örneği.
Betonun Sessiz Vedası ve Bayraklı’nın Suyla İmtihanı
Gaziemir’de bir inşaat firması daha “mühlet” istedi. Konkordato, artık inşaat sektörünün resmi milli marşı haline geldi. Birileri bina dikmeye çalışırken, diğer yanda İZSU, Bayraklı’yı Venedik olmaktan kurtarmak için yerin altına 140 milyon TL gömüyor. %60’ı tamamlanmış! Yani 2026’nın ilk çeyreğinde Bayraklı’da yağmur yağınca botlarla gezmek yerine, belki sadece ayak bileklerimize kadar ıslanacağız. Ne büyük bir lüks!

Dondurucu Bir Vizyon: Sertifika mı, Isınma mı?
Meteoroloji “Zirai don geliyor, dikkat!” diye bağırırken, İzmir ve Manisa belediyelerimiz el ele verip “İklim Değişikliği ve Yeşil Bina” konuşuyor. Domates tarlada donarken, biz “enerji verimliliği sertifikası” alacağız. Harika bir teselli; donan mahsulü bu sertifikalara sarıp ısıtabiliriz belki.
İzmir yine bildiğiniz gibi. Bir yanda “İzmir’i yine alamayacaklar” diyen siyasi iddialar, diğer yanda “promosyonu beğenmedim” diyen işçiler ve “maliyetin altına süt satmam” diyen köylüler… 2026 yılı, 2025’in biraz daha pahalı ve biraz daha “operasız” bir kopyası gibi geçeceğe benziyor.