

1. “Kim Milyoner Olmak İster?” Değil, “Kim Gözaltına Alınmak İster?”
Güne her zamanki gibi “dokunulmaz” sandıklarımızın aslında ne kadar “dokunulur” olduğunu görerek başladık. Oktay Kaynarca’dan Emel Müftüoğlu’na kadar uzanan bu son dalga, bize şunu öğretti: Eğer bir özel jete biniyorsanız, varış noktanızın Maldivler mi yoksa emniyet müdürlüğü mü olacağına bir tweet ya da bir “itirafçı” şoför karar veriyor. Kumar, uyuşturucu, fuhuş… Eksik olan tek şey bir Netflix sözleşmesi. Özellikle İBB soruşturmalarıyla iç içe geçen bu “ünlüler ve jetler” hikayesi, memleketin magazin ve siyasetinin nasıl bir sarmalda “cumburlop” birbirine karıştığının en nadide örneği.
2. Tweetle Gelen Felaket: Trump’ın %25’lik “Aşk” Mektubu
Donald Trump, yine bir gece vakti telefonunun başına geçti ve bir tweetle fabrika batırmanın kitabını yeniden yazdı. İran’la ticaret yapan herkese %25 vergi! Teşekkürler Trump, tekstilcilerimiz zaten asgari ücret artışı ve Mısır’a kaçan fabrikalarla yeterince eğlenmiyordu, bir de üzerine senin “final” kararın tüy dikmiş oldu. Adam bir tren garı anonsu yapar gibi koca ülkelerin ekonomisini “ya benimlesin ya kara toprağın” noktasına getirdi. Diplomasinin yerini 280 karakterlik tehditlerin aldığı bu yeni dünyada, 2026 model bir krizimiz daha hayırlı olsun.

3. Buz Dağlarının Altındaki Yapay Zeka Savaşı
Trump’ın Grönland takıntısının sadece “kar ve buz” olduğunu sanan safdiller kaldıysa, onları nadir toprak elementleriyle tanıştıralım. Meğer mesele Vikinglerin torunlarını ziyaret etmek değil, Çin’in elindeki nadir element tekelini kırmakmış. Yapay zeka modellerini beslemek için altın ya da gümüş değil, “dispromiyum” lazımmış. Yani geleceğin savaşı tanklarla değil, Siri’nin daha zeki olması için Grönland’ın madenlerini kimin kazacağı üzerinden dönecek. Amerika 500 yıl önceki “gemiden indim burası benimdir” mantığını 2026’ya taşıyor; ne de olsa mülkiyet, üzerine konana kadar sadece bir detaydır.
4. Devlerin Aşkı: Apple ve Google’ın “Çaresiz” Buluşması
Yıllarca “biz her şeyi kendimiz yaparız” diyen Apple, sonunda yapay zeka yarışında nefesi yetmeyince Google’ın kapısını çaldı. Steve Jobs yaşasaydı muhtemelen bu iş birliğine ne derdi bilmiyoruz ama Tim Cook’un koltuğunun sallandığı kesin. Dünyanın en büyük yedi şirketi, tröst yasalarını arkadan dolanıp tek bir dev yapay zeka bloğu oluştururken, biz de bu “teknolojik flörtü” izliyoruz. Üstelik Meta’nın başına Trump’ın eski danışmanının getirilmesi, “yandaş teknoloji” kavramının sadece bize özgü olmadığını, Silikon Vadisi’nin de “el öpmeye” başladığını gösteriyor.

5. Mutluluk Raporu: Afganistan ile Yarışmanın Dayanılmaz Hafifliği
Ve final… Birleşmiş Milletler’in mutluluk raporunda yine istikrarımızı koruduk: Sondan üçüncüyüz! Pozitif duygularda Afganistan ile burun buruna yarışmak, herhalde 2026 Türkiyesi’nin en büyük “başarılarından” biri. Gelir adaletsizliği, yolsuzluk ve özgürlük eksikliği gibi “küçük” (!) sebeplerden dolayı mutsuzmuşuz. Selçuk Şirin’in reçetesi basit ama bu mutfakta o yemeği pişirecek aşçı var mı, orası meçhul.
Ünlüler hapiste, tekstilci kan ağlıyor, Trump Grönland’ı istiyor ve biz hala gülümsediğimiz son günü hatırlamaya çalışıyoruz.