15 Ocak 2026: Diploma Savaşları, Kokainli “Ünlüler” ve Trump’ın Grönland Rüyası: Modern Zamanlar Panayırı

Dünya, tarihin en absürt dönemlerinden birinden geçerken; bir yanda Silivri’de bir kâğıt parçası (diploma) için çıkan arbedeleri, diğer yanda New York’un göbeğinde devrim niteliğinde bir buluşmuş gibi sunulan “taharet musluğu” krizini izliyoruz.

Diploma İçin Barikatlar: Eğitim Şart mı, Kavga mı?

Ekrem İmamoğlu’nun 2025 yılında “yokluk ve bariz hata” gerekçesiyle iptal edilen diploması için Silivri’de kurulan 100 metrekarelik barikatlar, sanıyoruz ki eğitim tarihimizin en “fiziksel” savunması oldu. Özgür Özel’in içeri girmekte zorlandığı, milletvekillerinin jandarmayla itiş kakış yaşadığı o mahkeme salonu, diplomasinin bittiği ama diplomanın bitmediği yer olarak tarihe geçti. Bir kâğıt parçasının bu kadar adrenalin salgılatması, ülkedeki “diploma fetişizminin” ulaştığı son noktayı gösteriyor.

“Vasıfsız Ünlüler” ve Okyanustaki Kayıp Tonlar

Uyuşturucu operasyonları söz konusu olduğunda medyamızın vizyonu yine hayranlık uyandırıcı. Mersin Limanı’nda yer fıstığı arasına gizlenmiş 298 kilo kokain ya da Atlantik’in ortasında 50 yıllık “hurda” bir gemide yakalanan 10 ton kokain kimin umurunda? Eğer gözaltına alınan kişi bir eski milli futbolcu veya 400 bin takipçili bir “fenomen” değilse, o uyuşturucu aslında hiç var olmamış demektir.

Atlantik’te yakalanan geminin hikayesi ise tam bir Netflix belgeseli tadında: 600 bin dolara Honduraslı bir “Carlos”a nakit satılan, resmi kaydı olmayan, 50 yıllık paslı bir metal yığınıyla dünyayı zehirlemek… Ama hayır, biz hala “Merve Sanay neden gözaltında?” diye sormaya devam ediyoruz. Çünkü 10 ton kokain bir sayıdan ibarettir, ama bir DJ’in gözaltı fotoğrafı “tık” demektir.

Trump: Dünyanın Emlakçısı ve Vicdanlı Katili

Küresel siyasette ise Donald Trump rüzgarı değil, hortumu esiyor. İran’ı vurmak üzere yakıt tankerlerini havaya kaldırıp, sonra “Bir arkadaştan duydum, idamlar durmuş, hadi bu akşamlık dağılalım” diyerek savaşı iptal eden bir liderden bahsediyoruz. Trump’ın “tek engelleyici gücüm kendi vicdanım” açıklaması, uluslararası hukukun tabutuna çakılan son çivi gibiydi.

Öte yandan, Danimarka Dışişleri Bakanı’nın Beyaz Saray kapısında içtiği “çaresizlik sigarası”, Avrupa diplomasisinin geldiği son noktayı özetliyor. Trump, Grönland’ı “altın kubbesi” için bir aksesuar olarak istiyor, Danimarkalılar ise “Kızaklı köpeklerle mi koruyacağız?” şakasının gerçekliğine ağlıyor. Coğrafya kaderdir derlerdi, meğer Grönland için o kader Trump’ın emlak iştahıymış.

Davos’un Hipokrasisi ve New York’un Musluğu

Davos 2026, her zamanki gibi “körler sağırlar birbirini ağırlar” modunda toplanmaya hazırlanırken, elitlerin yapay zekayı değil, Trump’ın bir sonraki tweet’ini nasıl hayatta kalarak okuyacaklarını tartışacakları kesin. Bu sırada New York’un yeni Belediye Başkanı Mamdani, belediye konutuna taharet musluğu taktıracağını açıklayarak Amerikan kültürünü sarsıyor. Yüzyıllardır çözülemeyen Orta Doğu sorununu değil ama “hijyen” sorununu New York’a taşıyan bu hamle, muhtemelen New York Times’ta “Suyun Arındırıcı Gücü ve Yeni Alışkanlıklar” başlıklı bir makaleye konu olacaktır.

Vintage Kriz ve Riyad’ın Parası

Ekonomik kriz o kadar derinleşti ki, Elle Style Awards’ta “vintage” giyinmek bir çevre duyarlılığı trendi olarak pazarlandı. 20 yıllık elbiseyi dolaptan çıkarmak artık “cool”luk belirtisi; çünkü yenisini alacak para kimsede kalmadı. Futbolda ise Barcelona ve Real Madrid’in Riyad’da 51 milyon Euro’yu cebe indirip “tık” demeden oynaması, bizim “Atatürk tişörtü” krizimizin ne kadar beceriksizce yönetildiğini yüzümüze vuruyor.

Dünya bir yandan devasa kokain sevkiyatları ve nükleer tehditlerle boğuşurken, bizler Silivri barikatları, New York muslukları ve 20 yıllık elbiselerimizle bu absürt oyunun tadını çıkarıyoruz.