23 Ocak 2026: Tabutlu Meclis, Emlakçı Trump ve Elon’ın Robotları

2026 yılı, mantığın tatile çıktığı ve absürtlüğün tam zamanlı mesaiye başladığı bir yıl olarak tarihe geçecek. Meclis’teki tabutlardan Trump’ın emlakçı fantezilerine kadar, haftalık “akıl tutulması”; modern dünyanın içine düştüğü o trajikomik sarmalın geniş, bolca göz devirmeli özeti:

Ankara’da Fight Club: Tabutlu, Mezar Taşlı “Şov Dünyası”

Türkiye Büyük Millet Meclisi, uzun süredir eksikliğini hissettiğimiz o “kaotik tiyatro” havasına sonunda geri döndü. CHP, emekli maaşlarını protesto etmek için meclise bir tabut ve mezar taşı getirdi. Evet, yanlış duymadınız; milletin vekilleri omuzlarında tabutla kürsüye yürürken, AK Parti tarafı da “bu tabut bizimdir, vermeyiz” dercesine kavgaya tutuştu.

Küçük bir not: Tabutun üzerindeki “2018’den beri et yiyemiyor” pankartları ve maket işçiliği o kadar detaylı ki, insan sormadan edemiyor: Bu prodüksiyon için hangi mimarlık fakültesinden asistan kiraladınız? Meclis, yasama organından çok bir “performans sanatı” sergisine dönüşmüş durumda.

Çözüm önerisi ise daha da şahane: Türkiye’deki altın madenlerinden %1 “Emekli Katkı Payı” alalım, konu kapansın. Kanadalılar %99’unu götürürken sorun yok, ama o %1 ile emekli ihya olacak. Matematik hiç bu kadar iyimser olmamıştı.

Emlakçı Trump ve “Gazze Riviera” Projesi

Dünya siyasetinin en “estetik” ve “duygusal” ismi Donald Trump, Gazze sorununa bir emlakçı titizliğiyle yaklaştı. Trump’a göre Gazze aslında bir savaş alanı değil, potansiyeli yüksek bir “Akdeniz Rivierası.”

  • Vizyon: F-16’larla yerle bir edilen şehri “dünyanın en büyük kentsel dönüşüm projesi” olarak görmek.
  • Strateji: “Location, location, location!” (Konum, konum, konum!)
  • Sonuç: Sahil şeridine turizm tesisleri, arkaya sanayi siteleri. Trump’ın master planına bakılırsa, Gazze halkına düşen ise bu devasa şantiyede “manzaralı” bir yaşam sürmeye çalışmak.

Elon Musk: Uzaylı Benim ve Robotlarım Kapınızda!

Davos’un kapanışını yapan Elon Musk, yine hepimizi çok aydınlattı. Musk’a göre evren karanlık bir yer ve biz ufacık bir mumuz. Bu mumu söndürmemek için de veri merkezlerini uzaya taşımalıyız çünkü orası bedava buzdolabı (soğuk yani).

Ayrıca müjdeyi verdi: 2027’de hepimizin bir insansı robotu olacak. Robotlar her şeyi üretecek, biz de bolluk içinde ne tüketeceğimizi şaşıracağız. Yaşlanmayı çözmeye ise pek niyeti yok; “şirketlerin başındakiler değişmezse sistem tıkanır” diyor. Kendi koltuğunu kime bırakacağı ise hâlâ bir muamma.

Sosyal Krediler ve “Hanımcılık” Dramı

Sosyal alanlarda işler daha da garip:

  • Çin’in WeChat Distopyası: Eğer faturanızı geç öderseniz veya sistemin sevmediği bir şaka yaparsanız, otobüse bile binemediğiniz bir puan sistemindesiniz. “Gölge sansür” sayesinde mesajınız gitti sanıyorsunuz ama aslında boşluğa konuşuyorsunuz. Black Mirror senaryosu değil, 2026 Çin gerçekliği.
  • Müge Anlı’nın Çay Sitemi: Türkiye’nin en güçlü kadını olsanız da, eve gidince o çay demlenmiyor. Müge Anlı’nın “Kocam bana çay getirmiyor” sitemi, 2026’nın en büyük toplumsal yarası olarak kayıtlara geçti. Şinasi Bey, tüm Türkiye sizi izliyor; o çay demlenecek!
  • Merve Taşkın’ın Bali “Sürgünü”: OnlyFans modeli Merve Taşkın, her sabah polis baskını korkusuyla uyanmaktan bıktığı için Business Class koltuğunda gözyaşları içinde Bali’ye kaçtı. Türkiye’nin sosyolojik kaybı büyük(!)

Şov Bitti: Nusret ve Oscar Vampirleri

Yemek dünyasında “şovlu servis” dönemi kapandı. Nusret ve Jamie Oliver gibi devler küçülmeye giderken, insanlar artık evde yemenin daha huzurlu (ve ucuz) olduğunu keşfetti. Demek ki her şeyin üstüne tuz serpmek, sürdürülebilir bir ekonomik model değilmiş.

Sinema tarafında ise Sinners adlı vampir filmi 16 dalda Oscar adayı olarak Titanic’i geride bıraktı. Kimsenin sonuna kadar izlemeye tahammül edemediği bir filmin bu kadar adaylık alması, akademinin de 2026 kafasını yaşadığını kanıtlıyor.