24 Şubat 2026: Karteller, Çeteler ve Gelecek Projeksiyonları

Dünya ve Türkiye suç dünyasındaki dönüşüm ve Ankara’nın siyasi koridorlarındaki stratejik hamleler.

Sokaktan Küresele: Casperlar ve Yeni Nesil Çeteleşme

Türkiye’de son yıllarda adını sıkça duyduğumuz Casperlar, Daltonlar ve Barış Boyun grupları, klasik mafya yapısından radikal bir kopuşu temsil ediyor. Selahattin Günday’ın belirttiği gibi, bu yapılar mahalle aralarındaki 13-14 yaşındaki çocukları sosyal medya ve “hızlı para” vaadiyle devşiriyor.

9 polisin ve bir adliye katibinin Casperlar çetesine bilgi sızdırdığı iddiasıyla tutuklanması, kurumsal çürümenin boyutlarını gözler önüne seriyor. Operasyonun en çarpıcı tarafı, suç örgütlerinin emniyet ve yargı içindeki “bilgi ağlarıdır”.

Çetelerin emekli polisleri “köprü” olarak kullanması, hiyerarşik bağların suç dünyasında nasıl paraya tahvil edildiğini gösteriyor. GBT sorgulamalarının bir “hizmet” olarak suçlulara satılması, devletin en temel güvenlik duvarlarının para karşılığında indirilebildiği bir “suç pazarı” yaratıyor. Bu durum, Meksika’daki “Plata o Plomo” (Gümüş mü, Kurşun mu?) felsefesinin, yani rüşvet veya ölüm teklifinin yumuşatılmış bir versiyonunun sistem içine sızdığını gösteriyor.

Bu durum, Latin Amerika’daki Maras (çeteler) modeline benzer bir sosyolojik erozyonu işaret ediyor. Ekonomik kriz ve sosyal adaletsizlik, gençleri bu yapılar için “harcanabilir tetikçiler” haline getiriyor. Motosikletli suikast timleri, düşük maliyetli ama yüksek ses getiren bir yöntem olarak Avrupa’ya (İtalya ve Yunanistan örneğinde olduğu gibi) ihraç ediliyor. Barış Boyun gibi liderlerin İtalya’da yakalanması, bu grupların artık bir “Türkiye sorunu” olmaktan çıkıp uluslararası bir güvenlik tehdidine dönüştüğünü kanıtlıyor.

Europol’ün 2021’de çökerttiği Sky ECC şifreli haberleşme ağı üzerinden elde edilen listelerin akıbeti, avrupa polisinden gelen 490 kişilik gizli listenin Türkiye’deki bir polis tarafından suç örgütlerine sızdırılması, uluslararası operasyonların yerel “işbirlikçiler” tarafından nasıl sabote edilebileceğini gösteriyor.

Sky ECC operasyonu dünya çapında 30 tondan fazla kokainin ele geçirilmesini sağlamıştı. Ancak bu listelerin sızması, sadece operasyonel güvenliği değil, aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası istihbarat paylaşımı konusundaki güvenilirliğini de zedeliyor. Suç örgütlerinin bu listeleri “şantaj” veya “ortaklık” aracı olarak kullanması, yeraltı dünyasındaki güç dengelerini yeniden şekillendiren bir koz haline geliyor.

Ankara’nın Satranç Tahtası: Erken Seçim, Yeni Anayasa ve Adaylık Bilmecesi

Türkiye’nin 2027 Kasım’ına veya daha erken bir tarihe endeksli bir seçim atmosferine girdiği görülüyor. Siyasetteki “5. faz” olarak adlandırılan süreç, hukuki ve anayasal düzenlemelerin yapılacağı bir dönem olarak tanımlanıyor.

  • Yeni Anayasa ve 50+1: İktidarın, seçim kazanma eşiğini (en yüksek oyu alanın kazanması gibi) değiştirme veya yerel seçimleri öne alma hamleleri, muhalefetin birlikteliğini bozmaya yönelik stratejiler olarak okunuyor.
  • Adaylık Denklemi: Mansur Yavaş ve Özgür Özel’in aynı anda aday olma ihtimali, oyların bölünmesi ve Erdoğan’ın lehine bir tablo oluşması riskini taşıyor. Ekrem İmamoğlu üzerindeki siyasi yasak baskısı ise yargının siyaset üzerindeki bir “demokrasi kılıcı” olarak kullanılmaya devam edeceğinin işareti.
  • Geniş Kapsamlı Af: Cezaevlerindeki doluluğun (400 bin+) ve toplumsal gerilimin azaltılması amacıyla Mart-Nisan aylarında geniş kapsamlı bir infaz düzenlemesi (af) gelmesi kuvvetle muhtemel görünüyor.

Türkiye, Meksika’nın düştüğü “kartelleşmiş devlet” tuzağından kaçınmak için sadece polis operasyonlarıyla değil, eğitimden ekonomiye kadar kapsamlı bir “toplumsal rehabilitasyon” sürecine ihtiyaç duymaktadır.