
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı kapsamlı operasyonun dördüncü gününde, savaş sadece iki ülke arasında kalmayıp 14 ülkeye yayılan bölgesel bir karmaşaya dönüştü.

28 Şubat 2026’da başlayan “2026 İran Savaşı”, dördüncü gününde bölgedeki tüm dengeleri altüst etti. İran, kendi topraklarına yönelik saldırıların lojistik üssü olarak kullanılan Kuveyt, BAE, Katar, Bahreyn ve Ürdün gibi ülkelerdeki ABD üslerini doğrudan hedef almaya başladı.

Savaşın en trajik olayı, İran’ın güneyindeki Minab kentindeki Shajareh Tayyebeh İlkokulu’na düzenlenen hava saldırısı oldu. 165 kız öğrenci ve 5 öğretmenin hayatını kaybettiği bu saldırı, uluslararası toplumda büyük bir infiale yol açtı.
Ancak bu trajedinin hemen ardından ABD First Lady’si Melania Trump’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde “Çatışma Bölgelerindeki Çocukların Güvenliği” konulu bir oturuma başkanlık etmesi, diplomatik bir “absürtlük” olarak nitelendirildi. İran’ın BM Daimi Temsilcisi, bu durumu “çocuk katliamının yaşandığı gün çocuk hakları masalı anlatmak” olarak tanımlayarak sert tepki gösterdi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamaları ve istihbarat raporları, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney ve 7 üst düzey ordu komutanının öldürüldüğünü doğruluyor.

Savaşın gidişatını belirleyen bir diğer unsur ise yapay zeka teknolojileri oldu. Pentagon’un yapay zeka modelleri üzerinde “tam yetki” ve “otonom silah kullanımı” talebi, teknoloji devleri arasında etik bir savaşa yol açtı.

Dünya savaşı konuşurken, ABD iç siyasetinde Clinton çiftinin Epstein dosyaları kapsamında Kongre’de verdiği 9 saatlik ifade gündemi meşgul ediyor. Bazı analistler, Ortadoğu’daki savaşın zamanlamasını, bu devasa skandalın ve iç siyasi krizlerin üstünü örtmek için kurgulanmış bir “Wag the Dog” (Başkanın Adamları) senaryosu olarak değerlendiriyor. Bill Clinton’ın ifadesinde Trump’ı bir “arsa anlaşmazlığı” üzerinden savunması ise elitlerin birbirini koruma refleksi olarak yorumlandı.

Türkiye, bu kanlı süreçte “arka kapı diplomasisi” yürüterek gerilimi düşürmeye çalışan nadir ülkelerden biri. Hakan Fidan ve MİT’in yürüttüğü süreç, Türkiye’yi ne İran’ı karşısına alan ne de ABD’nin her hamlesine onay veren dengeli bir konuma yerleştirdi.
Ayrıca sosyal medyada bir Türk yayıncının F-16 kullanım kılavuzu videolarının binlerce kişi tarafından izlenmesi, bölgesel savaş korkusunun sivil halkta yarattığı savunma refleksinin bir yansıması olarak görülüyor.
2026 İran Savaşımsısı, sadece füzelerin değil, yapay zekanın, algı operasyonlarının ve diplomatik hamlelerin çarpıştığı hibrit bir dünya savaşına dönüşmüş durumda.